Marie Lu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marie Lu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2015 Cuma

Marie Lu - Deha Kitap Yorumu

Kitap Adı: Deha
Yazar: Marie Lu
Orijinal Adı: Legend
Seri Bilgisi: Legend #2
Sayfa Sayısı:360
Basım Yılı:2014
Yayınevi: Pegasus Yayınları

Arka Kapak:

Ustaca Tasarlanmış Bir Dünya, Siyasi Oyunlar Ve Bir Entrika Ağı… Efsane'nin Nefes Kesici Devam Kitabı

June ile Day'in yaralı bir halde Cumhuriyet'ten firar etmelerinin üzerinden yedi gün geçmiştir. Bu sırada en akla gelmeyecek şey gerçekleşir: 
Seçmen Primo ölür ve yerini oğlu Anden alır. Cumhuriyet kaçınılmaz bir şekilde kaosa sürüklenirken ikili, Day'in erkek kardeşini kurtarmak ve onları Koloniler'e götürmek için yardım etmeye gönüllü bir grup Vatansever isyancıyla güçlerini birleştirir. Ancak Vatanseverlerin bir talebi vardır: June ve Day yeni Seçmen'e suikast düzenlemelidir.
Bu eylem, uluslarına değişimi getirmek ve çok uzun süredir susturulan bir halka sesini geri kazandırmak için ellerindeki tek şanstır. Ancak June bu yeni Seçmen'in, babasına hiç benzemediğini fark ederek kararsızlığa düşer. Ya Anden yeni bir başlangıcın anahtarıysa ve Vatanseverler yanılıyorsa? Ya devrim yolu kayıp vermekten, intikam almaktan ve kan dökmekten geçmiyorsa?


       Araya başka kitap sokmadan soluksuz Okudugum bir serinin daha 2. Kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Zaten bir serinin bütün kitapları çevrilip de ben hepsini alana kadar okumam sonra araya zaman giriyor ufak tefek karakterleri unutuyorum bu kimdi neydi derken heyecan kaçıyor. Neyse uzatmayayım.
              Efsane'de Day ve June Cumhuriyet'ten kaçmıştı hatırlarsanız, idam kararı, vatanseverlerin gelişi, askerlerin tepkisi falan olaylar olaylar yani. Deha'da ise Day kardeşini kurtarmak ve birlikte kolonilere kaçmak istiyor. Çözümü Tess'in de katıldığı vatanseverlere katılmakta buluyor. Bu sırada ülkenin başındaki seçmen primo ölüyor yerini oğlu Anden alıyor. 

Vatanseverler ise bir suikast planlıyor. Yeni Seçmen Anden'i öldürüp Cumhuriyetten kurtulmak istiyorlar ve bunun için Day ve June'a ihtiyaçları var. 
              Day'e bir teklif sunuyorlar : Anden'i öldürürse vatanseverler kardeşini kurtarır. 
June'un bu plandaki görevi ise Anden'i yanlış tarafa yönlendirerek tam suikastın göbeğine düşürmek. Bu yüzden kaçtığı  Cumhuriyet'in kollarına geri dönmesi gerekiyor.  
              June gördüğüm en zeki ve güçlü kadın karakter. Her işte mantığıyla hareket ediyor duygularının karışmasına izin vermiyor ve dikkati sayesinde en ufak açığı fark ediyor. Day için kendi hayatını riske atıyor, Day istedi diye vatanseverlere katılıyor, suikasta yardımcı oluyor. Yine de fazla sevmiyorum çok kibirli geliyor bana ısınamadım yani.  

       Acaba Anden'i öldürmek doğru mu? istedikleri sonuca ulaşmalarını sağlayacak mi? Bunlar hep June'u meşgul eden sorulardı. 

       Deha'da iki karakterin de yaşadığı kafa karışıklıklarını, düştükleri ikilemleri, kalp kırıklıklarını,  fazlasıyla hissediyoruz ama bu kitap daha çok June'a aitti. Ölümcül kararları veren, olay akışını elinde tutan oydu. 
       Day daha çok June ile olan ilişkisi hakkında tereddütteyken June ise Anden konusunda tereddüt yaşadı, yanlış yaptıklarını hissetti. Anden'in June'a karşı hissettiği duygular da cabası. Day'in kıskançlıkları, duygu karmaşıklıkları, güvensizlikleri baya yoğundu. Küçük kız kardeşi gibi gördüğü Tess'in Day'e duygularını açması da pek yardımcı olmadı. 


       Deha bu yılın okudugum 50. kitabıydı. Ve gerçekten kitap gibi kitaptı. İlk başlarda efsane kadar beğenmesem de, sonuçta geçiş kitabı sıkıcı olmasını bekliyordum, daha sonraları böyle bir düşünceye sahip olduğum için utandım. Aksiyonun âlâsını yaşadım. 
Resmen kitabın içinde sürüklendim. Ama o sonu beni bitirdi. Karanlık Zihinler'in sonuyla kapışır derece bir sondu. Okuduğum en kötü sonlardandı. Yaptığını beğendin mi Marie? Yine de üstün kurgusu, müthiş karakterleri ve inanılmaz olaylarıyla bu seri kalbimin şu anlık tek sahibi gibi duruyor. 


Puanım:






7 Haziran 2015 Pazar

Marie Lu - Efsane Kitap Yorumu


Kitap Adı: Efsane
Yazar: Marie Lu
Orijinal Adı: Legend
Seri Bilgisi: Legend #1
Sayfa Sayısı:320
Basım Yılı:2014
Yayınevi: Pegasus Yayınları


Arka Kapak:
Gerçek, Efsane'ye dönüşecek

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kıyısı olarak bilinen yerde şimdi Cumhuriyet adında, komşularıyla sürekli savaşan bir ülke vardır. Cumhuriyet'in seçkin sınıfından gelen on beş yaşındaki üstün yetenekli June, askerî bir dehaya sahiptir. İtaatkâr, hırslı ve kendini ülkesine adamış bu genç kız onun uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Fakir bir aileden gelen on beş yaşındaki Day ise ülkenin en çok aranan suçlusu ve bir devlet düşmanıdır. Kendisi gibi asker olan ağabeyi Metias öldürülünce June, Day'in peşine düşer. İnandıkları şeyler uğruna savaşan bu iki gencin kesi?en yolları, onları Cumhuriyet'in karanlık sırlarına götürecektir.



       Efsane, adının tam anlamıyla hakkını veren bir kitaptı bence.
       Amerika Birleşik Devletleri artık yok. Yerinde Cumhuriyet adında bir ülke var ve Kolonilerle sürekli savaş halinde. Ülke resmen iki kısımdan oluşuyor zenginler ve aşırı derecede fakirler. Salgın bir hastalık da sürekli fakir kesimdekilerin hayatını -olandan daha fazla- zehir edip sevdiklerini ellerinden alıyor. Bu vebanın ilaçları ve aşıları elit tabakanın elinde. 
Cumhuriyet askerleri düzenli olarak evlere baskın yapıp veba taraması yapıyor. Evde veba varsa kırmızı sprey boyayla evin kapısına X çiziyorlar. 

       Hastalıklar, toplumun bölünmesi vs daha kötüsü olamaz derken bir de 10 yaşına gelen çocuklar Deneme adı verilen teste girmek zorundalar. Başarılı olamayanlar çalışma kamplarına -yani herkes öyle zannediyor- gönderiliyor. Başarılı olanlar da puanlarına göre liseye ve üniversiteye gitme hakkı kazanıyorlar, devletin üst kademelerinde görev alma imkanı buluyorlar. Tabi ki Deneme'de başarısız olanlar beklendiği üzere fakir tabakadan gelenler.  
       Deneme'den 1500 tam puan alan ise tek kişi var, June. Daha önce hiç tam puan alan olmamış.
June, seçkin tabakadan gelen zengin bir ailenin kızı fakat ailesini trafik kazasında kaybettiği için abisiyle birlikte büyümüş. Abisi Cumhuriyet'in askerlerinden biri. June askeri bir deha, zekası çok parlak. Yaşıtlarından çok önce -12 yaşındayken- üniversiteye gitmiş, bütün derslerden en yüksek notları almış. Başarılı bir asker olup Cumhuriyet için savaşmak istiyor. Ülkesi için her şeyi yapmaya hazır. 

       Day, Deneme'de başarısız olmuş, insanlardan ve Cumhuriyet'ten çaldıklarını karaborsada satarak geçinen ve bu ufak tefek suçlarından dolayı Cumhuriyet tarafından aranan ama gören kimse olmadığı için neye benzediği bilinmeyen bir çocuk. Çocuk diyorum çünkü henüz 15 yaşında. Yakalanamadığı için de Cumhuriyet bunu dert etmiş.   

       Day'in veba ilaçları çalma girişiminden sonra June, Komutan Jameson tarafından çağırılıyor. Allah'ım o komutan ne sevimsiz ne insandışı bir kadındır ya. June artık Day'i bulmak için görevlendirilmiş bir asker, o artık Ajan Iparis. Ve Day'i bulup cezasını vermek için çok istekli. İntikam isteğiyle dolup taşar vaziyette.  

       Derken bir gün Day, June'u karıştığı sokak dövüşünden kurtarıyor. Tabi birbirlerinin kim olduğunu bilmiyorlar ve Day, June'un kendisini aradığından habersiz. 

       Bu noktadan sonra aşk, güven, dostluk, ihanet, sadakat, aksiyon ne ararsanız var. 
Hani bazı kitaplar olur ilk 100 sayfa kadarı giriş kısmıdır ve insanı acayip sıkar artık kitabı yarım bırakma noktasına geliriz ya işte bu kitap onların tam zıttı. Kapağı açıp da ilk cümleyi okuduğunuz andan itibaren kalbinizi fethediyor sıkıcı geçen hiçbir sayfası yok. Olaylar ilk cümleden başlıyor. 
Yazarın betimlemeleri o kadar gerçekçiydi ki her bir kare gözümde sanki izliyormuşçasına canlandı. 

       Kitap iki karakter ağzından anlatılıyor ve Day'in kısımlarının farklı renkte mürekkeple basılması harika olmuş.
       Karakterler çok güçlü yaratılmış. Yan karakterler bile sanki ana karaktermiş gibiydi. Hepsi kendinden emin, oldukça başarılı, çevik, zor şartlar altında bile tereddüte düşmeyen kişiler. 
Okuduğum en başarılı distopyalardandı -ki etrafta çok fazla distopya var- ve çok akıcıydı. Yalnız tek sorun karakterlerin 15 yaşında olmasıydı. Day'e aşık olayım diyorum olmuyor yani. Gel de sübyancı gibi hissetme. 
              Efsane'yi Okumayı bu kadar geciktiren bi ben varımdır gerçi ama eğer okumayan insanlar varsa mutlaka ve mutlaka okuyun çünkü dehşet kaliteli. 

"Sana sokakta kullandığın ismi hiç sormamıştım. Neden Day?"
"Her gün yeni bir yirmi dört saat demek. Her yeni gün her şeyin tekrar mümkün olması demek. Anın içinde yaşıyorsun, anın içinde ölüyorsun, geçmişi ya da geleceği düşünmeden." Vagonun açık kapısından karanlık su şeritlerinin dünyayı örttüğü yere doğru baktı. "Işıkta yürümeye çalışıyorsun."


"Muhteşemsin," dedi. "Ama benim gibi birinin yanında kaldığın için ahmaksın."
Elini tutarken gözlerimi kapadım. "O zaman ikimiz de ahmağız."
 Puanım: