Dex Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dex Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2016 Salı

Maria V. Snyder - Zehir Ustası Kitap Yorumu

Kitap Adı: Zehir Ustası
Yazar Adı: Maria V. Snyder
Seri Bilgisi: Study, #1
Orijinal Adı: Poison Study
Sayfa Sayısı: 378
Basım Yılı: 2012
Arka Kapak:

Celladına âşık olsan, hapisten kaçar mıydın?

Hızlı bir ölüm mü isterdin, yoksa yavaş yavaş öldüren bir zehir mi içerdin?

Yelena idam edilmek üzereyken sıradışı bir teklif alır: Ixia'nın yeni komutanı Ambrose'un çeşnicisi olmayı kabul ederse, hapisten kurtulup en güzel yemekleri yiyecek ve sarayda yaşayacaktır. Ama komutanın en güvendiği adamı Valek, Yelena'ya Kelebek Tozu adında bir zehir içirir. Böylece Yelena Valek'ten her gün panzehir almak zorunda kalır yoksa onu acılı bir son beklemektedir. Kaçsa da, kalsan da ölüm hep arkasındadır.

Yelena her gün zehir konusunda eğitimler alır ve giderek uzmanlaşır; sarayda dostlar bile edinmeye başlamıştır. Fakat bu kez de yetimhanedeki korkunç geçmişi Yelena'nın peşini bırakmaz. Çok geçmeden, yeni askeri yönetime isyan edip eski krallığı savunan isyancılar ve görüldüğü yerde vurulması emredilen büyücüler de, Yelena'nın düşmanları arasına katılır.

Zehir Ustası, Maria Snyder'ın sürükleyici, özgün ve ayrıntılarıyla büyüleyen fantastik üçlemesinin ilk kitabı.

Yorumum:

       Herkese merhaba ^^ Uzun bir aradan sonra yorumlarımı yeni yeni girmeye başlıyorum.
Yaza kadar bu şekilde ara ara yorum girmeyi düşünüyorum.

       Kitaba gelirsek, mükemmeldi. MÜKEMMELDİ. Bir kurgu bu kadar mı güzel olur ya?
Yelena yetimhanede büyüyen bir kızdır. Kaldığı yetimhane, General Brazell'e aittir ve Brazell, oğlu Reyad ile birlikte yetimhanedeki çocuklara işkence ederek içlerindeki büyüyü ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Yelena başarısız olduktan sonra onu  Reyad'a veriyorlar. Reyad Yelena'ya türlü işkenceler yapıyor, eziyetler ediyor ve bir gün daha da ileri giderek tecavüz ediyor.

       Artık dayanamayan Yelena Reyad'ı öldürür.

       Yelena işlediği cinayetten dolayı zindandadır ve cinayetin cezası idamdır. İdam sırası Yelena'ya geldiğinde komutanın eski çeşnicisi öldüğü için komutanın en iyi ve en sadık adamı Valek (aşkım bebeğim canım hayatım) ona bir teklif sunuyor. Yelena kabul ederse Ixia komutanı Ambrose'un çeşnicisi olarak hayatına sarayda devam edebilecek ya da idam edilecek ve kendinden bir sonraki mahkuma çeşnici olma teklifi sunulacak.
Yelena da bu teklifi kaçırmıyor ve çeşnici olarak yeni hayatına başlıyor. Zorlu bir eğitimden geçiyor ve bütün zehirleri öğreniyor ama bir tane zehir hiçbir zaman aklından çıkmıyor çünkü ölümü bu zehir yüzünden olabilir. Kelebek Tozu. Çeşniciler saraydan kaçmasın diye içirilen bir zehir.
Yelena her gün Valek'ten panzehir almak zorunda kalıyor yoksa zehir onu 2 gün içerisinde yavaş yavaş öldürecek.

       Yelena saraydaki hayatına ve görevine alışıyor yeni arkadaşlar ediniyor fakat yetimhanede yaşadığı korkunç anılar peşini bırakmıyor. Geçmişin hayaleti sürekli Yelena'yı rahatsız ediyor.
O da yetmezmiş gibi usta bir büyücü peşine düşüyor. Kısaca kitapta heyecan hiç bitmiyor.

       Resmen bu kadar güzel bir kitabı 2-3 sene kitaplıkta bekletmişim. Kitabı bıraktıkça tekrar aldım elime. Aklım sürekli oradaydı. Günlük işlerime bile odaklanamadım.

       Valek'e bayıldım.Kalbimi ellerine teslim ettim yani. Elinden zehir olsa içerim *-* Ah Valek.... Çevik, kuvvetli, koruyucu ve acımasız suikastçı.. Resmen Maria demiş ki ben mükemmel bir karakter yaratayım ve okuyanlar ona aşık olsun sonra gerçek dünyadaki erkekleri beğenmesinler ortaya da Valek'i çıkarmış. Yelena'nın hayatını kaç kere kurtardı sayamadım. Sürekli tetikte. Ayrıca aynı anda silahlı olan 4 kişiyle silah olarak sadece metal bir bira bardağı kullanarak dövüşebiliyor. Çünkü mükemmel olmak bunu gerektirir.


       Yelena'nın gücüne hayran kaldım. Hırsı, yaşama tutunma çabası takdirlikti. Ayrıca çok zeki ve kolayca öğrenen bir karakter. Kendini savunması gerektiğinin farkında ve bunun için kendisine yardım edecek iki kişi buluyor. Ari ve Janco.

       Bu arada kitaptaki favori ikilim -Valek'in yeri çok ayrı tabi- Ari ve Janco. O kadar tatlılar ki. Yelena'yı küçük kız kardeşleri gibi sahiplenmeleri, dövüşmeyi öğretmeleri, tehlikelere karşı korumaları falan. Kıskandım. Hem de çok.


       Kitaptaki kötü karakterleri bile sevdim. Yazar öyle güzel kurgulamış ve mükemmel karakterler yaratmış ki. Beğenmemek elde değil yani.

       Tamam Brazell, Reyad ve Mogkan'dan falan ölümüne nefret ettim ama olsun.

       Zaten insanı sıkan, zorlayan ya da Kızıl Yükseliş gibi beynini yakan bir kitap değil.
Yaratılan dünyaya girmek çok kolaydı. Ve kitaba başladıktan sonra kendinizi o ortamda kaybediyorsunuz.


       Şu sıralar okuduğum kitapları çok beğeniyorum ve Zehir Ustası da acayip severek, beğenerek okuduğum bir kitap oldu.


       Umarım okuyanlar da benim kadar beğenir ^^

       Puanım:



26 Ağustos 2015 Çarşamba

Susan Ee - Meleğin Düşüşü Kitap Yorumu



Kitap Adı: Meleğin Düşüşü
Yazar: Susan Ee
Orijinal Adı: Angelfall
Seri Bilgisi: Angelfall #1
Sayfa Sayısı:316
Basım Yılı:2015


Arka Kapak:
Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile. Raffe, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raffe, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.



           Meleğin Düşüşü bitti ve nasıl hissettiğimi tarif edemem yani.

 

                    Melekler, insanların yaşadığı dünyayı mahvettikten sonra insanlar dışarı çıkmaya bile korkar olmuşlar. Sokak aralarında gezen çeteler, yiyecek arayışına girmiş insanlar her yerdeler. Geceleri ise Şeytani yaratıklar hüküm sürüyor. Penryn ve ailesi yaşadıkları yeri terk edip Page Mills adındaki yere gitmek için yola çıkıyorlar. Aile dediysem de şizofren hastası iblislerle konuşan bir anne ve bacakları tutmayan küçük kız kardeş.

          Gizli saklı şekilde kimseye görünmeden giderlerken yolda meleklerin çatışmasına denk geliyorlar ve beyaz kanatlı bir meleğin siyah kanatlı melekler tarafından kanatlarının kesilmesini izliyorlar. Fakat Penryn olayı sadece izlemiyor diğer meleklerin dikkatini dağıtıp beyaz meleğe düşürdüğü kılıcını geri fırlatıyor. Siyah kanatlı melekler buna sinirleniyorlar ve giderken yanlarında Paige'i götürüyorlar. Penryn'in kız kardeşini. Penryn kardeşini bulmak için tek şansının beyaz melek olduğunu biliyor, Meleğin kan kaybından ölmek üzere olduğunu da biliyor ve onu yanına alıp yaralarını sarıyor. İkilimizin maceraları işte böyle başlıyor.
          Kitap muhteşemden de öteydi. 1 gün sürmemiştir bitmesi o kadar akıcıydı yani. Kitapta aşk yok denecek kadar azdı hatta yoktu diyebilirim ki bu benim çok hoşuma gitti. Hemen ilk kitaptan birbirlerine aşık olup işin tadını kaçıran kişiler yoktu. Romantik sayılabilecek ufacık bir sahne vardı orada da Raffe herkesi şoka soktu.

          Raffe o kadar harikaydı ki anlatamıyorum ya. İşte aradığım karakter bu dedim okurken. Penryn ise kendini yakışıklı oğlana kaptıran sonra salaklaşan, onun her dediğini yapan kızlardan değildi. Kız kardeşini bulmak için gösterdiği azim ve cesaret hayran olunasıydı. Gerektiğinde Raffe'yi bile gözünün görmediği anlar oldu.

          Şu sıralar okuduklarım arasında en sevdiğim olan Kurucunun Kızı'nı bile sollayıp geçti diyebilirim. Okumayan yoktur bence fakat varsa da olmasın yani daha ne diyim. Alınıp tekrar tekrar okunası bir kitaptı. Dex'in çıkardığı açık ara farkla en güzel seriydi. Aşk yoksa istemiyorum diyenler  eğer bir kitap aşk barındırmadan nasıl bu kadar mükemmel olur sorusunun cevabını mutlaka öğrenmeli. O da kitabın içinde gizli ^^

''Kız kardeşimi bulmama yardım edersen kanatlarını geri alabilirsin. Senin için sakladım onları.''
Kanatları süzerek ''Aman ne güzel,'' dedi kart bir sesle. ''Duvarıma asınca harika dururlar.''


 Gerilimi yatıştırmak için genzimi temizledim. Bunun üzerine güldü. Güldüğünde, tanışmak için can atacağınız türden birine benziyordu. Genç kızların düşleyip durduğu, dünyevi güzellikte bir adama.


  ''Ya girmeme izin vermezlerse?'' diye sordum dudaklarımı kıpırdatmamaya çalışarak.
'Verecekler,'' dedi arka koltuğun altında saklandığı karanlıktan.
''Ne malum?''
''Çünkü onların aradığı şey sende var.''
''Neymiş o?''
''Çünkü güzelsin.'' Gölgelerden gelen bir okşayış gibiydi sesi.





Puanım: