Go Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Go Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2015 Perşembe

Kitap Tanıtımı #2 Laurie Halse Anderson - Konuş Benimle


Eser Adı : KONUŞ BENİMLE 
Orijinal Adı : SPEAK
Yazar : LAURIE HALSE ANDERSON
Yayınevi : GO!
Etiket Fiyatı : 19.00 TL
Sayısı : 304
Baskı Tarihi : Kasım 2015

Arka Kapak:


Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o
kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle
konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?

Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı
insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor.
Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi
unutamayacağını anlayana dek…




Konuş Benimle yurtdışında fazlasıyla beğenilen bir kitap ve bizde de GO Kitap tarafından çevrildi. Arka kapak yazısı bile heyecanlandırdı. Ben de aşırı merak ediyorum ve hayal kırıklığına uğratmayacağını tahmin ediyorum ^^ 

15 Eylül 2015 Salı

Wendy Higgins - Tatlı Şeytan Kitap Yorumu



Kitap Adı: Tatlı Şeytan Yazar: Wendy Higgins
Orijinal Adı: Sweet Evil
Seri Bilgisi: The Sweet Trilogy #1
Sayfa Sayısı:536
Basım Yılı:2014


Arka Kapak:
ZEVK, GÜNAHIN TUZAĞIDIR…


On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama "ne" olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan’ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca "iyi bir kız" olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır…


              Tatlı şeytan yorumumu sonunda girebildim.

              Anna 16 yaşında, masum saf kızlardan. Liseye gidiyor ve hiç öpüşmemiş falan filan. Anna'nın bir farklılığı var. Etrafındaki insanların duygularını auralarındaki renklerinden anlayabiliyor. Çok uzaktaki sesleri duyup kokuları alabiliyor. Uzaktaki ufak şeyleri bile görebiliyor. Duyuları çok kuvvetli. Bunun sebebi de yarı melek yarı iblis olması. Fakat Anna bundan habersiz.



              En yakın arkadaşı Jay, Kaidan'ın grubunun çok büyük hayranı ve grup seslendirsin diye şarkı bile yazmış. İşte bir gün grubun konseri oluyor ve Anna ile Jay birlikte gidiyorlar. Eğleniyorlar, şarkılara eşlik ediyorlar. Derken grubun davulcusu Kaidan kafasını çeviriyor ve Anna ile göz göze geliyorlar. Kızımız çok etkileniyor. Jay'le birlikte kulise geçtiklerinde ise Kaidan'la ufak bir sohbet geçiyor aralarında. 


              Bundan sonra Anna'nın hayatı tamamıyla değişecektir. Nefiller, iblisler, Dükler, fısıldayan ruhlar hayatının bir parçası olacaktır.
              Nefiller, Düklerin çocukları ve her Dük'ün farklı bir özelliği var. Şehvet Dükü, Öfke Dükü vb. Ve nefiller de babalarının özelliklerini miras almışlar. Kendilerine verilen görevleri yerine getirmek yani çalışmak zorundalar. İnsanları kötülüğe yöneltmeleri gerekiyor.
              Ben kitabı tamamıyla vakit kaybı olarak gördüm. Okumasam da olurmuş. Hatta keşke okumasaydım. Bir kere konusunu hiç beğenmedim. Tamam çok akıcıydı nasıl bittiğini fark etmedim ama hiç tat alamadım kitaptan. 
Kitabın yazılış amacını anlamadım zaten. Hani bir kitapta giriş gelişme sonuç olur ya ilk kitabın tamamı giriş kısmıydı. Karakterlerle tanışma, özelliklerini keşfetme gibisinden. Bir kere Anna kadar salak, saf, gerizekalı kız görmedim. Yazar masum kız yaratayım derken rezalet bir şey çıkarmış ortaya. Kaidan kötü çocuk olsun istenmiş dengesiz, değişik bir şey olmuş. Karakterlere ısınamadım. Kitaba ısınamadım. Beğeneni fazla olan bir seri gerçi ben buna anlam veremedim fakat benim için hayal kırıklığı oldu. 2. kitabı elimde olmasa kesinlikle devam etmezdim. Asla ve asla tavsiye etmiyorum.


Puanım:

9 Eylül 2015 Çarşamba

Kass Morgan - The 100 Kitap Yorumu

Kitap Adı: The 100Yazar: Kass Morgan
Orijinal Adı: The 100
Seri Bilgisi: The 100 #1
Sayfa Sayısı:300
Basım Yılı:2014


Arka Kapak:
Onlar Yalancı, Onlar Hırsız, Onlar Asi, Onlar Kahraman Onlar İnsanlığın Kaderini Belirleyecek 100 Genç...

Yaşanan nükleer felaket dünyanın sonunu getirmiş, bu büyük felaketten sağ kurtulan insanlar 300 yıl boyunca Dünya'nın yörüngesindeki bir uzay gemisinde varlıklarını sürdürmüştür. Tükenmeye yüz tutan kaynaklarla koloniyi ayakta tutmaya çalışan yöneticiler, nüfusu kontrol altında tutmak için en sert tedbirleri almakta, hafif suçlar için bile idam cezası uygulanmaktadır. Öyle ki çocuk suçlular on sekiz yaşına geldiklerinde idam edilmektedir. Ama ölümlerini bekleyen bu gençlerin artık çok önemli bir görevi vardır. Gözden çıkarılmış genç suçlulardan oluşan 100 kişilik bir ekip, geçen zaman içinde yerleşime hazır hale gelip gelmediğini test etmek için Dünya'ya gönderilecektir. Koloninin geleceği, onların elindedir. 

100 ekibi farklılıklarını, geçmiş hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp birleşmeli ve bilinmezlerle dolu Dünya'da hayatta kalmaya çalışmalıdır. Ama ihanetler, sırlar, henüz bitmemiş ve yeni başlayan aşklar gün yüzüne çıktıkça bir arada kalmaları gittikçe zorlaşacaktır.




            The 100 hakkında duyduğum olumsuz yorumlarla birazcık ön yargı oluşturmuştu bende. 3. kitap da çıkmadan okuyayım demiştim. İyi ki öyle yapmışım. BA-YIL-DIM.             Konusuna gelirsek Dünya'da yaşanan savaşta nükleer bombalardan sonra her yer radyasyondan mahvolmuş. Kaçabilen insanlar da 300 yıldır Dünya'nın yörüngesindeki  Phoenix, Arkadya ve Walden adı verilen gemilerden oluşan büyük bir gemide yaşıyorlar ve bu gemiler birbirlerine gökköprüsü ile bağlı. Geminin de bir kapasitesi var tabi ve oksijenleri kısıtlı. Buna çözüm olarak da suç işleyenleri, 18 yaşından büyükse idam ediyorlar, küçükse de 18 yaşına gelene kadar hapiste tutup 18'inde son kez duruşmaya çıkarıyorlar tabi affedilen olmuyor sonuçta gemide insan nufüsü zaten fazla. Nefes alsan bile suç sayılıyor tamam abarttım ama mesela kardeş yasak. Her aile tek çocuk sahibi olabiliyor. Hamile kalan kadınları da öldürüyorlar. Gemide yaşanan teknik sorunlar falan filan insanlarda Dünya'ya geri dönme isteği uyandırıyor fakat üzerinde yaşamak güvenli mi, radyasyon seviyesi zararsız mı diye merak ediyorlar ve buna da bir çözüm buluyorlar. Hapisteki 18 yaşından küçük 100 mahkumu denek olarak Dünya'ya göndermek.


            Gemide yaşam oldukça zor. Arkadya, Walden ve Phoenix arasında sınıf farkı var.  
Kitabımız 4 karakterin bakış açısından 3. tekil şahıs olarak anlatılıyor. İlk başlarda biraz zorlandım. Clarke ve Glass kız olanlar, Bellamy ve Wells erkek olanlar -olur da karıştırırsanız diye belirteyim-. 

            Ben en çok Glass ve Luke bölümlerini beğendim. Favori çiftim oldular. Çok tatlılardı ya. Çocuklar Dünya'ya indikten sonra aralarında yaşanan gerginlikler oldu sonuçta hepsi suçlu kişiler ve hangisine güvenebilirsin ki? 
            Kitabı çok fazla sevdim. Dizisini izlememiştim spoi yerim diye ama 3. kitabı da okuduktan sonra diziye başlamayı düşünüyorum. Sayfa kalitesi, kapağı falan çok güzeldi fakat yayınevinin ilk kitabı olduğundan dolayı sanırım mıknatısı iyi yapıştıramamışlar çıktı yani -_- Kitabı şiddetle öneriyorum normalde böyle uzayda yaşayan insanımsı kitapları sevmem fakat The 100 kendini sevdirdi.


''Burada senin o güzel sırtını iltihaplı çıbanlarla doldurabilecek zehirli bitkiler var.''
Bellamy omuz silkti. ''Kim bilir,  belki de hoşuna gider,  doktor kız. Şansımı deneyeceğim.''

''Hadi, '' dedi Glass,  ''gerçekten,  burada olmamalısın.''
Luke durdu ve onu kendine doğru çekti. ''Sen neredeysen ben de orada olmalıyım.''
Glass,  nazikçe ''Bu çok riskli, '' dedi yüzünü Luke'unkine yaklaştırarak.
Luke sırıttı. ''O zaman bu zahmete değdiğinden emin olmalıyız.''




Puanım: