3 Nisan 2016 Pazar

KABT #11 Fatma Erdek - Ben O Değilim Kitap Yorumu





Kitap Adı: Ben O Değilim
Yazarı: Fatma Erdek
Basım Yılı: 2015


Arka Kapak:
Siz hiç, birbirine tıpatıp benzeyen ikizler gördünüz mü?

İşte ben onlardan biriyim... Adım, Arın Soylu.
Genç, yakışıklı, güçlü ve mutlu bir erkeğin hayatı,  bir anda nasıl altüst olur? Kolay… Bunun için, serseri ikizinizle, akıl almaz bir oyunun içine girmeniz yeterli. Sadece üç haftalığına, başka birinin hayatını yaşamaya cesaret ederseniz, beraberinde gelecek bütün sürprizlere de hazırlıklı olmalısınız.
Ben de hazırlıklıydım. Ta ki onu görene kadar... Tuna’mı… Bal rengi saçları ve güneş gibi parlayan yüzüyle, birdenbire hayatımı kökünden değiştirmişti. O benim beklediğimdi, o benim geleceğimdi. Onu elde etmeme kimse engel olamazdı. Hiçbir şey beni durduramazdı. Durduramadı da…
Başardım mı? Evet! Onu aşkıma inandırdım. Onu kendime âşık ettim.
Peki ya sonra? Hiçbir yalan sonsuza dek sürmez, öyle değil mi? Bir gün, hiç ummadığım bir anda, yalanımla yüzleşmek zorunda kaldım. Artık ‘Ben o değilim’ desem de bir faydası yoktu. Tuna bana inanmıyordu.
Ne yapacaktım şimdi? Vaz mı geçecektim hayatımın kadınından?
Elbette hayır!
Bedelini ödeyip, seni kazanacağım, Tuna cadısı! Her ne olursa olsun…




     


        Arın ve Meriç tek yumurta ikizi. Arın'daki doğum lekesi hariç ses tonları bile tıpa tıp aynı. Bu durum sürekli karıştırılmalarına yol açıyor.


      Arın ailesinin rasathanesinin Yunanistan'daki kolunun başında duruyor. 
Soylu ailesi bu işe kendilerini adamışlar.

Gemilere yeni doğan kız çocuklarının adlarını veya gelinlerin adlarını koyuyorlar. Hatta ikizlerin annesi babası bu yüzden bir an önce evlenmelerini istiyor. 
Gemileri denize indirirken ailecek mutluluktan ağlıyorlar falan öyle bir sevgi yani.


      İşte Arın'ın Yunanistan'da mutlu bir hayatı ve Celia adındaki bir manken ile uzun süredir devam eden bir ilişkisi var.


      Meriç ise Türkiye'de ailesinin yanında yaşıyor. Capcanlı bir kişiliği var. Rengarenk giyiniyor ve tam bir çapkın. Arın'ın tam zıttı. Asla romantik işlere gelemiyor. Derken bir gün bir kızın peşinden taaa nerelere gidiyor. Nereler olduğunu unuttum ama baya uzaklara dağ tırmanışına falan gitti bu kız için.
Ve gitmeden önce Arından ufak bir iyilik istedi. Küçükken hep yaptıkları gibi Meriç'in yokluğunda Arın, ikizinin yerine geçip onun yokluğunu fark ettirmeyecek.

      Zorla da olsa ikna olan Arın daha ilk günden sekreterin gazabına uğruyor ne olduğunu şaşırıyor. Ardından hiç tanımadığı bir kadın -Tuna- arabasını çiziyor yanı aslında Meriç'in arabasını çiziyor.  Tuna geçmişten Meriç'e kinli. Aklınca intikam almaya çalışıyor. İşte Arının, Tuna'yla ilk tanışması bu şekilde oluyor.

      Kitap akıcıydı ama bence 200 sayfa kadarı fazlaca uzatılmış. O kısımlar olmadan da olaylar gideceği yere ulaşırdı. Bir de kitap uzun ama her şey kısacık sürede gelişti geri kalan sayfalar öylesine yazılmış gibi geldi bana. Mesela kısacık sürede aşık olundu ya da ne bileyim Arın ve Celia'nın ilişkileri gayet güzelken ortada bir sorun yokken sanki uzun zamandır tartışma içindelermiş gibi birbirlerine daha fazla tahammül edemeyeceklermiş gibi aniden bitiverdi bir anda ayrılık kararı alındı. Sonra kalan sayfalar vakit geçirmek amaçlıydı. 

      Ayrıca Arın'ın, Celia ile gayet güzel bir ilişki yaşarken, Celia ile evlenmeyi düşünmemesi buna rağmen aynı evde yaşamaları ama Arın'ın, ben namuslu bir Türk kızıyla evlenirim tripleri, eski Türk kafasıyla düşünmesi açıkcası sinirimi bozdu. Ailesi de eski kafalıydı. Tamam gelenek göreneklere bağlıyız da sen bir ilişkiye 3 sene vermişsin bir şeyleri göze almış olman lazımdı o kız sana kalbini, bedenini açmış, geleneklere bağlıyız diye de kullanıp atılamaz yani.

      Bazı ufak tefek tutarsızlıklar vardı şu an hatırlamıyorum. Tuna çok dengesizdi ne düşündüğü ne yaptığı belli değildi. Ayrıca çok inatçıydı. Arın ise ilk görüşte kızın peşinde koşmaya başladı. İlk görüşte aşk olabilir belki tabi ben böyle bir şeye inanmıyorum ama ortada Celia varken ne bileyim bu kadar çabuk aşık olmamalıydı. En azından önce Celia ile arasındakini bitirmeliydi.

      En çok son 70 sayfayı beğendim. Kitap genel olarak akıcıydı ama dediğim gibi gereksiz uzundu. Biraz daha kısa olsa 300 sayfa civarı çok daha güzel olurmuş. Benim eğlenerek okuduğum bir kitap oldu. Konusu 
gayet güzeldi. Ama daha farklı işlenebilirdi.

       Fatma Erdek'in kalemini sevenlere tavsiye ederim ama bence Gece İle Şafak her daim zirvede kalacak.


Puanım:

3 Mart 2016 Perşembe

Jessica Park - Sırılsıklam Aşk Kitap Yorumu


Kitap Adı: Sırılsıklam Aşk
Yazar Adı: Jessica Park
Seri Bilgisi: Flat Out Love #1
Orijinal Adı: Flat Out Love
Basım Yılı: 2015






Arka Kapak:

Uzun boylu, en azından bir seksen olmalı. Alnına düşen kum rengi saçları onu daha da cazibeli kılıyor… Tişörtünün üstünde “Kankam Nietzsche’dir” yazıyor. Bu Matt’ti... Julie’den hoşlanıyordu. Bir de Finn var; Julie’nin âşık olduğu. Karmaşık mı? Tuhaf mı? Kesinlikle öyle. Boston’a okumak için gelen Julie Seagle, hayatının böylesine altüst olacağını bilemezdi. Her şey onun için tam bir hayal kırıklığı olmuştu; dolandırılmış, ortada kalakalmıştı. Bu zor durumda sığınabileceği bir yer ararken yardımına Watkins ailesi yetişir. Ne var ki Julie, sığındığı bu ailenin biraz tuhaf olduğunu ve büyük sırlar taşıdığını düşünmeye başlar. Genç kadın, burada kalıp kalmaması gerektiğine karar vermeye çalışırken, ansızın kapısını çalan duygu onu şaşkına çevirir. Bu aşktır; virajlı, engebeli ve heyecanlı bir yolculuk… Ve böylesi bir yolculukta kimsenin yara almadan kurtulması mümkün değildir.

“Bugüne dek okuduğum en iyi kitap... Sayısız kitap okudum ama bunun gibisini asla. Gülmekten gözlerimden yaşlar geldi. Komik, hüzünlü, romantik, sözün kısası harika.”



           Sırılsıklam aşk bitti. Kitabın arkasını okumak gibi bir hataya düşmüştüm. Keşke okumasaydım. En can alıcı noktayı kapağa niye yazarlar ki? Başında koskocaman spoiler yazsa yeridir. Arkasını okumamanızı tavsiye ederim. 



           Julie üniversite için Boston'a gidiyor ve orada önceden kiraladığı evin aslında olmadığını görüyor. Yani dolandırılmış. Elinde valizleri ile sokakta kalıyor. Annesinin çok eski yakın bir arkadaşı, Erin Watkins, Boston'da yaşıyor ve Watkins ailesi Julie'yi evlerinde yaşaması için yanlarına alıyor. Fakat Watkins ailesinin tuhaf davranışları, sakladıkları sırları var. Julie bunu öğrenebilecek mi? Kendisini Watkins'lere sevdirebilecek mi?

           Matt, tuhaf tişörtler giyen, aşırı inek ve aşırı sevimli biri. Julie ile atışmalarını, diyaloglarını okurken çok eğlendim. Celeste ise küçük kardeş. Sessiz sakin, kendini dış ortama kapatmış, asosyal ayrıca çok büyük bir problemi var. Julie ise Celeste'in duvarlarını yıkıp ona ulaşmaya çalışıyor.

           Hani çok sevdiğiniz bir yiyecekten son lokma kalmıştır. Yersiniz tadı damağınızda kalır, son lokma olduğu için kıymetlidir. Devamı yoktur çünkü. İşte bu kitapta onları hissettim. Bitmesin devam etsin ömür boyu açıp okuyayım istedim.


           Ben çok çok basit bir aşk hikayesi beklerken karşılaştığım şey bambaşka oldu. Herkes sonundan bahsediyordu. En fazla ne olabilir ki? dedim. Demez olaydım. Yüz yılın şokunu yaşamış olabilirim. 474838 tane senaryo düşündüm aklıma bütün klişe aşk romanı sonlarını getirdim tahmin edebildiğim yer sadece %3'lük kısmıydı.

           Karakterler o kadar sıcak, o kadar içten, o kadar güzellerdi ki. Her birine sarılasım geldi. Karakterleri yaşadım. Hüzünlerini, sevinçlerini, kalp kırıklıklarını... Her şeyiyle hissettim. Şu an keşke kitabı unutsam da tekrar aynı heyecanla okusam diyorum. İyi ki Antalya'ya gidip almışım -Isparta'da yoktu çünkü-. Böyle bir kitabın okunması gerekiyor. Eminim size de çok iyi hissettirecek, son sayfayı kapattığınızda yüzünüzde bir gülümseme olacak. 2016 favorilerim arasına hoşgeldin Sırılsıklam Aşk.


Puanım:

Rainbow Rowell - Eleanor & Park Kitap Yorumu


Kitap Adı: Eleanor & Park
Yazar Adı: Rainbow Rowell
Basım Yılı: 2015

Arka Kapak:

İki Uyumsuz İnsanSıradışı Bir AşkeleanorKızıl saçlar, tuhaf giysiler. Park başını çevirene kadar onun arkasında duran; o uyanana kadar yanında uzanan; diğer herkesi daha soluk, daha sıradan ve yetersiz gösteren… Eleanor.parkBir şarkıyı ona dinletmeden Eleanor’un seveceğini bilen; o sonunu anlatmadan esprilerine gülen; göğsünde, tam boğazının altında, Eleanor’u ona verdiği sözleri tutmaya itecek bir yere sahip olan… Park.İlk aşkın sonsuza dek sürmeyeceğini bilecek kadar zeki ama bunu deneyecek kadar cesur ve umutsuz, on altı yaşındaki iki talihsiz âşığın bir okul yılı boyunca süren hikâyesi.Eleanor, Park’la karşılaştığında siz de ilk aşkınızı ve nasıl da büyülendiğinizi hatırlayacaksınız...

 “Eleanor&Park, genç olup bir kıza aşık olmanın ötesinde, genç olup bir kitaba âşık olma hissini de hatırlattı bana.”
-John Green, Aynı Yıldızın Altında’nın yazarı
“Komik, umut dolu, biraz küfürbaz, seksi ve hüzünlü… Bu tatlı aşk hikâyesi hem gençleri hem de yetişkinleri etkileyecek.”
-Kirkus Reviews



“Bu çekici, zeki ve naif hikâye gerçek aşkla dopdolu. Okurlar Eleanor&Park’a hayran kalacak.”
-Gayle Forman, Eğer Yaşarsam’ın yazarı



         Eleanor asla sıradan olamayacak bir kız. Kızıl ve kıvırcık saçları, kareli erkek gömlekleri, kollarındaki fularlar ve bileklikler, bir sürü küçük kardeşi, annesi ve üvey babası, toplumdaki duruşu, tavırları Eleanor'u sıradan olmaktan çıkarıyor.
  
         Eleanor okul servisine bindiğinde, Park'ın yanının boş olması da Eleanor ve Park'ın başına gelebilecek en güzel tesadüf.          Park'tan nasıl bahsedeceğimi bilemiyorum. Her gün okumanız için size çizgi romanlar getiren, seveceğinizi tahmin ettiği müzikler için kaset dolduran, hatta kasetçalarından vazgeçip size veren, Dünya'da eşsiz ve sevilmeye değer olduğunuzu ve her türlü durumda yanınızda olacağını hissettiren, sadece sizin fikirlerinizi önemseyen birini düşünün. İşte o düşündüğünüz kişinin ekstra havalı, Asyalı ve yeşil gözlü olanı Park.

         Eleanor ve Park görebileceğiniz en ilginç çift. Keşke beni de birisi böyle sevse diye düşündüm, keşke benim de bir Park'ım olsa.          Kitabı okurken çikolatalı puding yiyormuşum gibi hissettim. Uzun zamandır bu kadar saf ve içten bir aşk hikayesi okumamıştım. Şehvet duygusu arka plandaydı. Geneli şehvet ve arzu üzerine yazılıyor şu sıralar. Bu yüzden Eleanor&Park daha da özel oldu benim için.          Açıkcası Eleanor'a çok kızdım. Asla birazcık anlayışlı davranayım demedi. Tamam kendini değiştirsin demiyorum ama bir insan bu kadar kendini soyutlamamalı. Azıcık insan içine karışabilmeli.          Her şeye rağmen güzeldi. Ama her güzel şeyin sonu vardır. Peki Eleanor&Park'ın o sonu neydi ya? Kriz mi geçirelim.... Her şeyi okuyucunun hayal gücüne bırakın zaten. Asla ve asla beğendiğim bir son olmadı. Bu kadar basit olmamalıydı bence.
Sonunu algılamam uzun sürdü ve 5 dakika boyunca son cümleye baktım...
         " 'Senden hoşlanmıyorum, Park" dedi Eleanor bir an gerçekten de bunu kastettiğini                            düşündürterek. "Ben," sesi neredeyse duyulmaz oldu, "sanırım ben senin için yaşıyorum."
           Park gözlerini kapayıp başını yastığına koydu." 







Puanım:

Stephanie Perkins - Lola Ve Komşu Çocuk Kitap Yorumu


Kitap Adı: Lola ve Komşu Çocuk
Yazar Adı: Stephanie PerkinsSeri Bilgisi: Anna and the French Kiss 
#2

Orijinal Adı: Lola and The Boy Next Door
Basım Yılı: 2015


Arka Kapak:
New York Times Çoksatan:
-2012 YALSA En İyi Genç Edebiyatı
-2013 ALA Rainbow Seçkisi
-2012 The Inky Awards Silver Inky Ödülü Adayı
-2011 Goodreads Choice Award En İyi Genç Yetişkin Romanı Adayı

Lola ve Komşu Çocuk, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin zevkle kucak açacağı bir kendini bulma hikâyesi.

Geçmişinde kalan çocuk, gelecekteki aşkı olabilir mi? Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola'nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola'nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini günyüzüne çıkarana kadar.

?"Stephanie Perkins bizim neslimizin Jane Austen'ı. Hikâyeleri kısa sürede unutamayacağınız kadar büyüleyici.
-Tahereh Mafi, Bana Dokunma romanının çoksatan yazarı-

"Büyülü… Âşık olmanın nasıl bir şey olduğunu gerçek anlamda hatırlatıyor." 
- Cassandra Clare, New York Times çoksatan yazarı-

"Zekice diyaloglar, taptaze karakterler ve bir sürü yakıcı temas... Sarah Dessen hayranları, aşk ve gerçekliği incelikle birleştiren Stephanie Perkins'i zevkle okuyacaklar."
-Kirkus Reviews-

"Perkins, insanların farklılıklarını kabullenmenin ancak aşk ile mümkün olduğunu son derece iyi bir şekilde gösteriyor." 
-Booklist-

"Zekice kurgulanmış diyaloglar ve seksi bir romantizm... Lola'nın fazlasıyla mütevazı espri anlayışı ve Perkins'in, onun gelgitli duygularını yazmaktaki becerisi birleşince ortaya elinizden bırakamayacağınız bir kitap çıkıyor." 
--Publishers Weekly-

"Çok modern, çok eğlenceli ve tartışılacak sorularla dolu." 
-Romantic Times Book Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)



Lola Ve Komşu Çocuk bitti.

      Lola, normalin aksine gündelik halinde bile pırıltılı, abartılı kostümler giyen, peruk takan bir kız.
Ve ailesi 2 tane babadan oluşuyor. Ebeveynleri eşcinsel. Bir de Lola'nın sevgilisi var, Max. Bir babayla başa çıkmak zorken Max 2 tanesiyle başa çıkıyor.
  
                  Ve son olarak en önemli unsur, yan komşuları olan Bell ailesi. Lola ve Calliope küçüklükten sevmiyorlar birbirlerini. Calliope, herkesin özendiği güzel, narin bir kız. Ayrıca profesyonel buz patencisi. Cricket ise sevimli, zeki, komik, anlayışlı, güler yüzlü kısaca annelerin sürekli bahsettiği komşu çocuğu kalıbının mükemmel bir örneği. Bell ailesi uzun bir süre sonra tekrar geri dönüyor. Lola'nın yaşadığı şoku bir düşünün.
Zaten Cricket ve Calliope ile iyi olmayan bir geçmişi var bir de evleri yan yana.
                 Kitabın adından konuyu anlamışsınızdır zaten. Ben genel olarak bana hissettirdiklerinden bahsedeyim.
  
      
          Açıkcası beğendim mi beğenmedim mi tam emin değilim ama beğeni kısmı ağır basıyor. Ay bu kitap mükemmeldi herkes okusun okumazsanız çok şey kaybedersiniz tarzında değildi. Yine de çok sevimli bir aşk hikayesiydi. Kafamı dağıttı moralimi düzeltti. İyi hissettirdi. Son cümleleri okurken içim buruktu. Yüzümde oluşan gülümsemeyle kapattım kitabı. Kısa bir süre sizi mutlu edecek, çerezlik, eğlenceli bir kitap istiyorsanız tam olarak aradığınız kitap bu olabilir.




















Puanım:


5 Ocak 2016 Salı

21 Aralık 2015 Pazartesi

Aylin Ay - Zor Aşk Kitap Yorumu

Kitap Adı: Zor AşkYazar Adı: Aylin Ay
Basım Yılı: 2015

Arka Kapak:
Evlat olmak, anne ve babanın yanlışlarının cezasını çekmek ve bu cezaların hükmüne boyun eğmek olmamalıydı. Neyin bedelini ödediğini bilmeden, karanlıklarda yaşamak zorunda bırakılmamalıydı hiç kimse.

Asya, babasının yanlışının cezasını ailesinden koparılıp, hiç tanımadığı bir adamla yaşamaya zorlanarak ödeyecekti. Sonradan bunun ceza mı ödül mü olduğunu da düşünmeden edemeyecekti. Boran'ın işi daha zordu. O, hem hayatına zorla dâhil edilen bu kıza alışmaya çalışacak hem de ona alışmaktan köşe bucak kaçacaktı. Üstelik yaşamaya çalıştığı karanlığın içinde neyin yalan neyin doğru olduğunu da bilmiyordu.

Onları zor bir aşk bekliyordu. Bu aşk, yalan hayatları doğruya, karanlığı aydınlığa çevirebilmeleri için bir çıkış sunacaktı onlara. Şimdi yapmaları gereken tek şey; o çıkışı kaçırmamaktı.





        Asya'nın babası büyük miktarda borç alıyor, oturdukları evi bu parayla alıyor ve kendisine bakkal dükkanı açıyor. İşler iyi gitmiyor ve borcunu ödeyemiyor. Ödeyemeyeceğini anlayınca da intihar ediyor ve arkasında kalanları hiç düşünmeden ölümün huzuruna bırakıyor kendini. Dolayısıyla bütün yük Asya ve annesine kalıyor.

        Hasan Gençoğlu -borç aldıkları kişi- kapılarına dayanıyor ve borcu ödeyin ya da evden çıkın diyor. Evden çıkmıyorlar, daha doğrusu çıkamıyorlar çünkü gidecek başka yerleri yok. Hasan bir anlaşma ile geliyor karşılarına. Asya Boran'ın, Hasan'ın oğlu, şirket işlerini yapacak, düşmanlarla yakınlaşacak, yanında yaşamaya başlayacak ve borç affedilecek.

        Kabul ediyorlar. Asya Boran'ın yanına yerleşiyor. Görevi Boran'ın düşmanlarından bilgi sızdırmak falan ama koskoca kitapta bu işi sadece 2 kere yapıyor.

        Boran çok sert, kimseye güvenmeyen, kızları görmeye bile katlanamayan biriyken bir anda yavşak bir erkeğe dönüşüyor. Meleğim nefesim hayatım sevdam diyen bir adam düşünün. Dengesizliğin beden bulmuş hali. Düşündükleri ve yaptıkları bambaşkaydı. Asya hemen affeden, her şeye razı, ufacık bir şeyde ağlayan saf, salak bir kız.

        Bir de işin içine Hasan'ın zorlamasıyla evlilik giriyor. Ya tamam iyi hoş da neden sürekli birbirlerine karıcım kocacım der ki bir çift? O lafları görmekten bıktım.

        Ayrıca sürekli emir verme durumu vardı. "Git uyu" "yemek ye" "yat" "kalk" "odana git" birine ne yapacağının söylenmesinden nefret ederim.

        Zaman kavramı yoktu daha yeni uyanıyorlar kahvaltı yapıyorlar bi bakıyorum akşam olmuş fark edilmiyordu Asya sürekli uyuyordu gün içinde. Kahvaltıda da hep menemen yiyorlar zaten.

        Boran'ın soyağacını anlayana kadar canım çıktı. Ay o Hasan ne mal adam ya.  Asya ve Boran arasındaki diyaloglar aşırı iticiydi. Kısa ve saçma muhabbetlerdi. Asya'nın gereksiz tripleri çoktu. Kız üniversite sınavına girecek ama toplasan 3-5 gün okula gitti. Sürekli evde menemen yaptı. Boran'ın bu ani değişikliği, bir anda aşk böceğine dönüşen halleri beni çok üzdü.

        Kitap fazlasıyla uzundu ama olaylar çok hızlıydı. Ne ara oldu bitti anlamadım. Daha Boran'la yeni tanışıyordu bir anda aşık oldu. Asya yeni okula gider gitmez ilk gün kendine çok yakın bir arkadaş grubu buldu ki bu im-kan-sız. Tutarsızlıklar çoktu. Kitap gereksiz yere uzatılmış. Tek beğendiğim yeri sonuydu. Gerçi orada da gerçekleşmesi imkansız olan saçmalıklar vardı da genel olarak beğendiğim bir son oldu. Ben bu kitabı hiç ama hiç sevmedim. Beklediğim gibi çıkmadı. Bu durum baya hayal kırıklığı yarattı bende. Sırf sonunun hatırına 2 puan veriyorum. Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Resmen zaman kaybıydı. Bu kitabı gördüğünüz yerde koşarak uzaklaşın.

Puanım:



6 Aralık 2015 Pazar

2015 Yılı En İyi 5 Kitap

Herkese merhaba ^^ Bugün farklı bir yazıyla karşınızdayım. 2015 yılı bitmek üzere ve 12 aylık bir süre içinde ben 99 tane kitap okudum. Hedefim 80 kitaptı YGS hazırlığında olmama rağmen 19 kitap fazladan okumuşum ve Aralık ayının bitmesine 25 gün varken 2-3 kitap daha okurum galiba **

Gelelim bu senenin en iyilerine.

 Kendi aralarında sıralamaya gönlüm el vermedi. Hepsi birbirinden güzeldi.

          Karanlık Zihinler okuduğum en özgün distopyalardandı. Çoğu kişi beğenmese de ilk 100 sayfayı durgun bulsa da benim için heyecan ve aksiyonun eksik olmadığı bir kitaptı. Özellikle Psi çocuklar muhteşemdi.

          Eksik Parça zaten büyük merakla bekleniyordu ve çıktığı an herkes ortalıkta Noah diye dolanmaya başladı. Gerçi hala öyleler. Eksik Parça da bazılarının beklentisini karşılamadı ve hakkında kötü yorumlar duydum ama benim için yeri ayrıdır. Mara çok değişik bir karakterdi.


          Efsane 1 gecede bitirdiğim bir kitaptı. Daha ilk sayfadan gerçekleşen ölümler zaten sizi içine çekiyor. Bitmesin  günlerce okuyayım istediklerimdendi. Olmadı nasip değilmiş....


           Meleğin Düşüşü bence bu senenin en iyisiydi. Salak ve kararsız kız karakterlerden nefret ederim. Ve Penryn gibi bir karakteri  öpüp başıma koyasım geldi. Güçlü azimli kararlı... Daha ne olsun. O kadar mükemmel bir seriydi ki. Gerçi Dex'in elinde harcandığını düşünüyorum. İnsan bir reklam yapar. Daha bu seriyi bilmeyenler var. Raffe'den bahsetmezsem olmaz. Hem insanüstü hem ultra yakışıklı hem de mizahşör. Kitaplarda aşk üçgeni olmaması da benim için en önemli özellik. Aşk üçgeni okudukça kusasım geliyor.

          ''Kız kardeşimi bulmama yardım edersen kanatlarını geri alabilirsin. Senin için sakladım onları.''
Kanatları süzerek ''Aman ne güzel'' dedi kart bir sesle. ''Duvarıma asınca harika dururlar.''








          Ve gelelim Kurucunun Kızı'na.. Nasıl anlatsam bilmiyorum o kadar güzeldi ki. Şu an tıkandım ne yazsam bilmiyorum. Ivy gerçekten salaktı. Ama Bishop.... Yok böyle bir karakter daha. Raffe Liam Noah Day.. Hiçbiri Bishop etmez çok ciddiyim. Bir adet Bishop istiyorum başka hiçbir şey değil.







          İşte benim için bu senenin en iyileri bunlardı bazen dua ediyorum unutsam da hepsini tekrar büyük bir heyecanla okusam diye. Aslında daha çok var  5 tane seçmek acımasızlık gibi.

          Ayrıca eğer Kızıl Yükseliş'i okusaydım kesinlikle o da bu listede olurdu fazlasıyla eminim ama artık 2016'ya kaldı. Bakalım 2016 yılı bize hangi kitapları getirecek şimdiden heyecanlandım **

KABT #9 Elif Yılmaz - Romantik Savaş Kitap Yorumu

Kitap Adı: Romantik Savaş
Yazar : Elif Yılmaz
Seri Bilgisi : Romantik Oyun #2
Basım Yılı : 2015

Arka Kapak:
Birbirinden nefret eden iki insan aynı evde yaşayabilir mi? Liz Grayson'ın, ailesiyle İngiltere'ye taşınmayı reddedince, kendine yeni bir ev bulmaktan başka çaresi kalmamıştı. Buraya kadar her şey güzeldi. Esas felaket, bir gram bile sempati beslemeyi reddettiği Christopher Gonzalez'le aynı evi tutmaya karar verdiğinde başlamıştı. Onlar artık ev arkadaşıydı! Peki, Chris uslanmaz bir çapkınken, umutsuz bir romantik olan Liz ona katlanabilecek miydi? İşte bu konu, tartışmaya açıktı. Romantizm yeteneklerini gösterme sırası şimdi Liz'deydi. Savaş başlasın… Ateş! "Ben kaybedeceğimi bile bile cepheye yürüyordum. Silahlarım onunkiler kadar iyi değildi. Savaşa 1-0 yenik başlamış olmanın zayıflığı ve yorgunluğu içindeydim; ama bunların hiçbirini bilmiyordum. Keşke birileri beni uyarmış olsaydı."





           Romantik savaş bitti. Postiga yayınlarından okuduğum ilk kitaptı.

           Liz ve Chris ilk tanıştıkları andan itibaren aralarında soğuk bir savaş başlıyor. Birbirlerinden pek hoşlanmıyorlar. Chris Liz'e ufaklık diyor, Liz Chris'e gereksiz.. Sürekli bir atışma hali içindeler.

           Liz ailesi ile İngiltere'ye taşınmayı kabul etmiyor ve kendisine çok tatlı, hayallerini süsleyen bir ev buluyor fakat önünde bir engel var, Chris. O da aynı evi tutmak istiyor. Liz vazgeçmiyor, Chris vazgeçmiyor ve en sonunda ev arkadaşı oluyorlar. Birbirini görmeye bile dayanamayan iki insan aynı evde nasıl yaşayabilir?

           Üstüne bir de Chris'le Liz'in girdiği bir iddia ve ucundaki büyük ödül var. Savaş başladı, işler kızıştı. Hangi taraf yenilgiye uğrayacak dersiniz? Okuyup görün 😏


Kitap eh işteydi. Okurken Wattpad hikayesi tadını fazlasıyla aldım. Yine de kitap kendini okutturdu. Akıcıydı, yazarın dili fazlasıyla eğlenceliydi. Chris ve Liz arasındaki diyaloglar, atışmalar beni baya güldürdü. Chris çok tatlıydı ya 😻 Tamam öküz, kaba, bencil, çapkın falan ama yine de her şeyine katlanmaya razıyım 🙈 Liz fazlasıyla salak bir karakterdi. Bazı şeyleri çok abarttı. Gereksiz yere abarttı yani. Liz'i sevmedim.
       
           Girdikleri iddia da saçmaydı bence fakat gerekliydi de yoksa kitap hayatta devam etmezdi.

            Normalde Türk yazarların yabancı karakterler yaratmasını sevmiyorum yabancı karakter görür görmez kitabı bırakırım ama bu kitapta bana hiç garip gelmedi. Elif Yılmaz çok güzel bir iş çıkarmış. Kafa yormayan, eğlendiren, gülümseten, çerezlik bir kitap istiyorsanız bu kitap tam size göre 💕




''Sonuçta aşkta ve savaşta her şey mübahtı ve biz her ikisi için de mübah olan her şeyi yapacaktık.
Bizim savaşımız işte o gece başlamıştı.''






Puanım